evle kıyaslayın çoğumuzun evinin acil bir tamire ihtiyacı vardır. Sorun belki çatıda belki borulardaki bir çatlakta belki de duvarlarımızın boyasında... Elektrik hattında ve su tesisatında da hata olabilir. Tüm bunlar çok daha ciddi yapısal problemlerin göstergesidir... Birçok fitness programı egzersizin yüzeysel yanıyla dış görünüşteki sonucuyla ilgilidir. Pilates ise daha derindeki içteki yapıyı güçlendirmeye çalışır. Pilates, etkileyici düz bir karın, ince bir bel ve yuvarlak bir kalça hedefini güvenli bir şekilde elde etmenin yoludur. Buradaki egzersizler bedene yapısal bir destek sağlamak için hatalı vücut duruşlarını düzeltmek üzere tasarlanmıştır. Pilates binanın kuruluşuyla uğraşır ve onun ihtiyacı olan destekleyici kirişleri ekler. Böylece bedeni hizalayarak ve dengeyi yeniden kurarak içeriden bir güç inşaa eder.
Günümüzün en güvenli ve en etkili egzersiz sistemidir. Joseph Pilates tarafından 'kontroloji' adıyla zihni ve vücudu ilişkilendirmek, kasları güçlendirmek, esnekliği artırmak ve vücudun genel sağlığını iyileştirmek amacıyla geliştirilmiş bir egzersiz metodudur. Minder üzerinde veya özel tasarlanmış aletlerle yapılır. Pilates, özellikle karın ve bel bölgesi olmak üzere vücudun her bölümünü çalıştırmayı amaçlayan bir egzersiz sistemidir. 20. Yüzyılın başında ortaya çıkan pilates 21. Yüzyılda Madonna, Uma Thurman gibi Hollywood yıldızları, ünlü sporcular, işadamları hatta kraliyet ailesi mensuplarının tercihi haline gelmiştir.
PİLATES'İN FAYDALARI NELERDİR VE KİMLER YAPABİLİR?
Pilates, vücudun merkezini güçlendirip, denge ve koordinasyonu artırarak stresi azaltmaktadır. Egzersiz güvenli ve kontrollü yapıldığından her yaş ve herkes için uygundur. Vücudumuzu tanımamızı sağlar. Üzerimizde günlük hayatımızda hissedeceğimiz farklar yaratır.
Düzenli yapılan pilates,
- Bel ve boyun ağrılarını azaltır.
- Kalp hastalıklarından korunmanızı sağlar.
- Diyabeti önler.
- Yüksek tansiyonu dengeler.
- Kolon kanserini önler.
- Depresyon ve sinir hissiyatını yok eder.
- Kilo kontrolünü kolaylaştırır.
- Daha güçlü ve fit olmanızı sağlar.
- İyi hissetmenizi, daha güzel ve estetik görünmenizi sağlar.
- Karın ve kalça bölgelerindeki sarkmaları toparlayıp yağlanmaları engeller.
- Sakatlanmalar zorlaşır ve dayanıklılık artar.
- Metabolizmanızı hızlandırır.
- Oturuş ve duruş bozukluklarını düzeltir.
- Omurların arasını açan pilates 2 cm. uzamanızı sağlayabilir.
- Daha akıcı hareket özgürlüğü sağlar.
- Kendi üzerine düşünebilen, içte ve dışta sağlıklı bir vücut oluşturur.
En küçük kaslarınız bile çalışmaya katılacak. Sizde olduğunu bilmediğiniz kaslarınızı keşfetmeye başlayacaksınız. Merdiven çıkarken bile pilatesle tanışmış olmanın keyfini yaşayacaksınız.
HAMİLE PİLATESİ
Pilates, doğum öncesi, sırası ve sonrasında kadını güçlendiren, doğuma hazırlayan ve doğum sonrası eski formuna hızlı bir şekilde dönmesini sağlayan sistemdir.
Vücudun ağırlık noktasının değişmesi ve ağırlığın artması; omurgada ağrılara neden olur. Ruhsal açıdan da yıpratıcı olan hamilelik süresince; vücutta kasılmalar meydana gelir. Pilates, özellikle bel ve karın kaslarını çalıştırarak omurgayı rahatlatır. Böylece güçlenen kaslar, ağırlığı paylaşarak omurgaya destek olurlar.
Yapılan esneme egzersizleri, kasılmaları rahatlatır. Tutulma ve ağrıları azaltır. Nefes egzersizleri, meditatif yanıyla sizi rahatlatırken; normal doğuma iyi bir hazırlıktır. Aynı zamanda, pelvik bölge egzersizleri; hem doğum esnasında annenin daha rahat olmasını hem de güçlenen rahim kasları doğum sonrasında rahmin kendini daha çabuk toplamasını ve cinsel hayatın normale dönmesini sağlar.
El ve ayak bileklerindeki ve bacaklardaki ödemin atılmasına, şişliklerin inerek derinin rahatlamasına ve kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olur.
BEL VE BOYUN AĞRILARI İÇİN PİLATES
Bel ve boyun ağrıları günümüz Türkiyesi'nin 45 yaş altının çok genel bir rahatsızlığı halini almıştır.Bu rahatsızlıklar çoğu zaman ameliyat gerektirmeden egzersiz, rejim ve biraz alışkanlık değiştirerek yenilebilecek durumdadır.
Doktor kontrolünden geçtikten sonra, size uygun hazırlanan egzersiz programı omurganın daha sağlıklı ve esnek olmasını sağlar. Güçlenen karın kasları, adeta bir korse gibi sizi dik tutup,duruşunuzu düzeltir ve belinize binen yükü hafifletir
Tiroit yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu nedenle kişilerde önceki
kilolarına göre %15-30 oranında kilo alınmasına neden olan bir hastalıktır.
Bu nedenle tiroit bezi yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zordur.
Tiroit hormon ilaçları (Levotiron veya Tefor gibi) ile hastaların çoğunda
tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa da hastaların % 17'si kilo veremez.
Özellikle menopozdaki kadınlarda bu durum daha sık görülür. Hem menopoz
hem de tiroit yetmezliği kilo vermeyi engeller.
Tiroit bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye çalışan kişilerde belirli bir
kilo verdikten sonra kilo kaybının azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu
durum vücudun kendini koruma mekanizmasıdır. Vücudumuz daha fazla kilo
verilmesine direnç göstermeye başlar. Bu direnç tiroit hormonlarının
azalmasıyla olabildiği gibi bazı başka hormonların salınmasının artması ile de
oluşur. Kalori alımı yani yenilen gıda alımı azaldıkça vücudumuzda bulunan T4
hormonunun T3 hormonuna dönüşümü azalır ve sonuçta hücrelere giren ve
etkili olan T3 azaldıkça metabolizmamız yavaşlar ve kilo veremeyiz. 
Kalori alımı azaldıkça yani diyet yaparken az yemek yedikçe vücudumuzdaki
yağlardan salgılanan Leptin isimli hormon kanda azalır. Azalan leptin hormonu
ise beyindeki iştah merkezini uyararak iştahı artırır ve gıda alınmasını sağlar.
Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi Ghrelin hormonudur. Bu hormon
mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek yemeyi
artırmaktadır. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda artmakta ve
daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Bu hormonun salgılanmasını
önleyecek bir ilaç ise henüz yoktur.
Bazı minerallerin eksiklikleri de kilo vermeyi engeller. Manganez, krom çinko,
kalsiyum ve magnezyum eksikliği özellikle çok önemlidir. Bu minerallerde
saptanan eksikliklerin tedaviyle düzeltilmelidir.
T4 hormonunun T3'e dönüşmesinde selenyum minerali de etkili olduğundan
kilo veremeyen kişilerde selenyum eksikliği olup olmadığına bakılması gerekir.
Selenyum eksikliği varsa bu eksiklik giderilir. Ayrıca çinko, demir, bakır
mineralleri de T4'ün T3'e dönüşümünde etkilidir. Bu minerallerde eksiklik
olup olmadığına da bakılması gerekir.
Omega-3 alımını artırmak kilo vermede faydalı olabilir. Omega-3 yağ asitleri
tiroit hormonlarının hücrelerdeki etkisini artırmaktadır.
Kanda insülin hormonu yüksek ise kilo vermede sıkıntılar oluşur. İnsülin
yüksekliğini azaltmanın önemli bir yolu şeker yükü yüksek olan
karbonhidratları yememektir. Beyaz ekmek, şeker, makarna, patates, kek, tatlı,
çikolata gibi şeker yükü fazla gıdalar insülin hormonunu kanda iyice artırarak
kilo vermenizi önler. Bu gıdalar yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek
(köylü ekmeği gibi), kepekli makarna, nohut, kuru fasulye, mercimek, bezelye,
sebze ve meyvelerle beslenmek gerekir.
Tiroit yetmezliği olan hastalarda metabolizma yavaşladığından alınan
karbonhidratların (unlu, şekerli gıdaların) sindirilmesi veya parçalanması ve
kandaki şekerin hücrelere girmesi zorlaşır. Bu nedenle vücut daha fazla insülin
salgılayarak kan şekerini düşürmeye çalışır. İnsülin arttıkça da iştahta artma ve
kilo alma oluşur. İnsülin hormonundaki yükselmeler gün içinde kan şekerinde
düşme yaptığı için de yorgunluk, baş dönmesi, bitkinlik, öfkelenme, birden
sinirlenme, bağırma ve açlık hissi oluşur. Sizde bu belirtiler varsa kan
şekerinizde düşmeler oluyor demektir. Bunu anlamak için 3-4 saatlik şeker
yükleme testi yaptırmanız gerekir.
Stresli kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol artmaya başlar ve artan
kortizol hormonu da kan şekerini yükseltir.
Yukarıda söz edilen faktörler hipotiroidili bir hastada kilo almaya, kan
şekerinde düşmelere neden olur. Eğer kilo veremezseniz ileride bu defa şeker
hastalığı gelişir.
Bu nedenle karbonhidrat ve yağdan fakir bir beslenme ile ve egzersiz yaparak
kilo vermeyi denemelisiniz.
İyi beslenmenize ve egzersiz yapmamıza rağmen zayıflayamıyorsanız
doktorunuz size bazı ilaçlar verecektir. Bu ilaçlar zayıflamanıza yardımcı olur.
Hipotiroidili hastalarda selenyum desteği almak T4 hormonunun T3'e
dönüşümünü artırarak dokulardaki tiroit azlığını veya metabolizma
yavaşlamasını artırmaya faydalı olabilir. Bu nedenle selenyum ölçümü
yaptırınız. Eksiklik varsa doktorunuz size selenyum desteği için ilaç verecektir.
Kilo veremeyen tiroit yetmezlikli hastalarda T4 (Levotiron veya Tefor) ve T3
ilaçlarını birlikte almak bazen faydalı olabilir. TSH hormonunu 1.5-2.5 arasında
tutacak şekilde doktorunuz bu ilaçları ayarlayacaktır.
Yukarıdaki önlemlere rağmen kilo veremeyen kişilerde altta yatan diğer
nedenleri araştırmak gerekir. Bunlar depresyon, stres, uyku bozuklukları, bazı
mineral ve vitamin eksikleri ve gıda allerjileri olabilir. Özellikle selenyum,
çinko, ve demir eksikliği varsa bunların tedavisi kilo vermeniz açısından çok
önemlidir.
Bazen TSH hormonu normal olduğu halde kilo veremeyen hastalarda anti-TPO
antikoru yüksek olabilir. Anti-TPO antikor yüksekliğinde tiroit bezinin
çalışmasında hafif bozukluklar olabilir. Çok hassas TSH ölçümleri ile bu durum
anlaşılabilirse de gizli tiroit yetmezliğin tanısı için TRH testi yapılabilir. TRH
sonrası 25nci dakikada TSH 15'den yüksek çıkarsa tiroit bezi az çalışıyor demektir.
Özetle; tiroit yetmezliği olan kişiler kilo veremiyorsa şu nedenler araştırılır:
1. İlaç yeterince alınıyor mu? TSH düzeyi istenen seviyede mi? TSH düzeyi
1-1.5 düzeyine indirmekle kilo verme sağlanabilir.
2. Gıda allerjisi olup olmadığını araştırmak gerekir. Gıda allerjisi varsa kilo
vermede sıkıntı olur.
3. Kanda insülin düzeyine bakılır. İnsülin yüksek ise ona yönelik tedaviler
uygulanır.
4. Kalori azaltılmasını yeterince yapmamış olabilirsiniz
5. Selenyum, B vitamini, yağ asitleri, magnezyum ve kalsiyum eksikliğiniz
varsa kilo veremezsiniz
6. Psikolojik stres varsa düzeltilmelidir. Stresi olan kişilerin kilo vermesi zordur.
7. Kanda anti-TPO antikoruna bakılır. Yüksek ise ona yönelik tetkik ve
tedaviler yapılır.
8. Diğer hormon bozuklukları olup almadığı araştırılır (Kortizol eksikliği,
yumurtalık kistleri, prolaktin hormon yüksekliği, kan kalsiyum azlığı gibi).