Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

 


Domateste bulunan likopen maddesi, bilinen en etkili antioksidandır. Birçok besinin aksine, domates piştikçe değeri artar ve özellikle zeytinyağıyla birlikte tüketildiği zaman vücut tarafından daha kolay sindirilir.

Domates cildimiz için de çok yararlıdır. Cilt hücreleri arasındaki bağları kuvvetlendirir ve güneş hasarlarını önler. Halk içinde arı sokmasında, vücuda batan diken ve camların çıkarılmasında, nasır ve siğilin temizlenmesinde, sarılık hastalığında, ateş ve güneş yanıklarında yaygın olarak kullanılır. Domates vücudumuzdaki nemin korunmasına yardımcı olur.

Kışın veya yazın günde 1 domates veya 1 kaşık salça tüketmek 8 bardak su içmek kadar yararlıdır.

SİVİLCELERİ GEÇİRİR
Cildiniz yağlı ise domates maskesi tam sizin içindir! Özellikle komedonlar (siyah noktalar) ve akneleri etkin bir şekilde iyileştirir. Çünkü domates yağ salgısını dengeler ve hafif bir peeling sağlar.

Yüzünüzde bir sivilce mi başlıyor? Hemen üzerine biraz domates salçası sürün. Ağrısı geçer ve hızla iyileşir. Domates maskelerini ne şekilde uyguladığınız çok da önemli değildir.

Domatesi ortadan kesip yüzünüze sürebileceğiniz gibi, rendeleyebilir yahut 1 kaşık dolusu domates püresi veya salça kullanabilirsiniz. Ardından 10-15 dakika kadar bekleyin ki, domatesin özü cildinize iyice nüfuz etsin.

PEELING ETKİSİ YARATIR
Sonra bir dilim domatesle hafifçe yüzünüzü ovun. Çünkü domates hafif bir peeling'e de yardımcı olur. Süre dolunca, yüzünüzü ılık su ile hafifçe yıkayın. Yüzünüzdeki belli belirsiz domates kalıntıları cildinizin PH'ını dengelemeye devam eder. Cildiniz kuruysa, domatesin içine biraz zeytinyağı karıştırın. Yine aynı şekilde 10-15 dakika bekleyin ve sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.

MUCİZELER YARATIYOR!
Domates maskesi yaptığınızda cildinizde tatlı bir kıpırtı duyabilirsiniz. Ancak bu yanmaya dönüşürse hemen yıkayın. Çünkü bazı insanların domatese karşı alerjisi vardır. Domates maskesi antiaging bir mucize gibidir.

 Çok yakında her yerde domates kremleri veya peeling'leriyle karşılaşırsanız hiç şaşırmayın!

.

Uçuklayan dudağa tere
1 çay kaşığı şap tozunu 1 tatlı kaşığı kaynar suda eritin. Ardından sorunlu bölgeye kompres yapın. Ayrıca her gün taze tere yemeyi unutmayın. Bir doktora danışmanızda da fayda var.
Sivilce izine pas mayası
Sivilcelerim geçti ama izleri hala duruyor. Ayrıca gözeneklerim de çok geniş ne yapmalıyım? Bir yumurta akını, bir çay kaşığı limon suyunu ve aynı ölçüde balı, iki yemek kaşığı pastane mayası ile karıştırın. 20 dakika cildinizde bekletip yıkayın.
Ğöğüs yaraları için
Bir tencereye bir su bardağı su ve bir ayvanın çekirdeklerini koyup, sekiz dakika kaynatın. Sabaha kadar demlensin. Jöle gibi olunca süzün ve karışıma 1-2 zeytinyağı ilave edin. 15 dakika beklettikten sonra göğüs uçlarınıza kompres yapın...
Yumuşak dirsekler için
Eşit miktarda Hint yağı ve limon suyunu karıştırın. Her gün hafif masaj yaparak dirseklerinize sürün.
Göz altlarına bakım!
Buğday özü ve susam yağını karıştırıp her akşam göz altınıza sürün. Ayrıca bir miktar yaş mayaya, birer çay kaşığı süt ve bal karıştırıp sorunlu bölgelere sürüp 15 dakika bekletin. Bu karışımı haftada iki gün uygulamanız yeterlidir
Çene bölgem sarktı!
Yaz aylarında sıcaktan çok terlediğimiz için cildimize yararlı bazı tuzları kaybederiz. Bu yüzden 300 gr. maden suyu, bir tutam dere otu, bir tutam semiz otu ve bir çay kaşığı deniz tuzunu robottan geçirin. Buz kabına döküp dondurun. Sabah- akşam bir kapsülü cildinizde dolaştırın. Kuruyana kadar cildinizde bekletip ardından yıkayın. Ayrıca bir tatlı kaşığı yaş mayaya hepsinden birer çay kaşığı olmak üzere elma suyu, süt ve bal karıştırın. Bu karışımı cildinizde 20
dakika bekletin. Ardından önce sıcak sonra soğuk suyla yıkayıp cildiniz
Adaçayı parlatır!
Bir tatlı kaşığı öğütülmüş adaçayı ve bir çay kaşığı kabartma tozunu karıştırın. Bu karışımla dişlerinizi fırçalayın. Haftada bir kez olgun çileğe fırçanızı batırıp
dişlerinizi fırçalayın
.

Fokus araştırma şirketinin Türkiye genelinde yaptığı anket, Türk gençlerinin sivilceyle başının dertte olduğunu ortaya çıkardı.

15-30 yaş grubundaki gençlerde yapılan araştırmaya göre katılımcıların yüzde 84'ünün en önemli cilt sorununun sivilce olduğu görüldü. Sivilce ile karşılaşanların yüzde 35'i durumu orta ve yoğun olarak tanımlarken, yarısı ayda en az bir kere sivilce oluştuğunu dile getirdi. Yapılan araştırmada ortaya çıkan en ilginç sonuç ise birçok gencin hâlâ sivilcelerinden özel sabunlarla kurtulmaya çalışması.

Araştırmada, orta ve yoğun yaşanan cilt sorunlarının gündelik hayatı olumsuz yönde etkilediği ve psikolojik açıdan rahatsızlık oluşturduğu ifade edildi. Katılımcıların sadece üçte biri tedavi olmak için herhangi bir yere başvurduğunu söyledi. Öte yandan sivilce ile mücadele için ağırlıklı olarak hâlâ özel sabunların kullanıldığı ortaya çıktı. Görüşülen kişilerin sadece yarısı sivilceyi bildiğini ifade ederken, bu oran kadınlar, 20-30 yaş arasındakiler ve İstanbul'da yaşayanlar arasında daha yüksek çıktı. Yaşanan cilt problemlerine karşı kişilerin kendi başına uyguladığı yöntemler arasında; "sıkmak", "cildi temiz tutmak" ve "sabun/özel sabun kullanmak" ilk sıraları aldı. Katılımcıların yüzde 36'sı ise yaşadığı durum karşısında herhangi bir önlem almadığını belirtti.

Doktor yerine eczaneye gidiliyor

Tedavi olmak için herhangi bir yere başvuranların oranı cilt rahatsızlığı yaşayanların üçte biri. Araştırma sonucunda ortaya çıkan tabloya göre cilt sorunu yaşayanların sadece yüzde 16'sı dermatolog yardımı alıyor. Diğerleri eczaneye gitmeyi tercih ediyor. Karşılaştığı cilt problemine karşı aldığı önlemlerle sorunu çözdüğünü ifade edenler yüzde 50'nin üzerinde. Ancak bu oran, cilt problemini orta ya da yoğun olarak yaşayanlar ile 15-19 yaş grubu arasında daha düşük.

.

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez.Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir.Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grile-şip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette'nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor.Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen döküle-bilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.
.

Saçlarınızın pırıl pırıl olması için sirkeli su ile yıkayın

Saçlarınızın beyazlamasını geciktirmek ve güçlendirmek için

Bir avuç sarmaşık yapraklarını1 litre suda 10 dakika kaynatın. Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra bu su ile durulayın.

Eğer saçlarınıza röfleli bir görüntü kazandırmak istiyorsanız

Sarmaşık yapraklarını kaynattığınız suya 1 demet maydanoz atarak kaynatın ve saçınızı bu su ile durulayın.
Kepeklerinizden kurtulmak istiyorsanız haşlanmış kereviz suyuyla saçınızı yıkayın.

Güçlü ve parlak saçlar için
Saçınızı zeytinyağı ile tarayın ve diplere işlemesi için başınıza bir havlu sarıp bir iki saat bekleyin. Daha sonra Saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın.
Saç diplerinizdeki kaşıntıyı ve kuruluğu önlemek için saçınızı elma sirkesi ile yıkayıp 10 dakika bekleyin ve durulayın. hem kaşıntıdan kurtulacaksınız hem de saç diplerinizdeki kuruluktan kurtulduğunuzu göreceksiniz.

Saçlarınızın kolay taranması ve elektriklenmemesi için
Spreyli bir şişenin içine az miktarda saç kremi koyup biraz su ile sulandırın ve saçlarınıza sıkın. Saçlarınızın çok kolay tarandığını ve elektriklenmediğini göreceksiniz.

Kepeksiz ve pırıl pırıl saçlar için
Bir kaşık balı yarım çay bardağı suyun içinde erittikten sonra saç diplerinize parmaklarınızla bu su ile masaj yapın ve saçlarınızı durulayın.
Her gün yatmadan önce saçlarınızı yumuşak bir fırça ile fırçalayarak basit şekilde saç bakımı yapabilirsiniz. Hem gün boyu saçlarınıza toplanan tozları temizlemiş, hem de saçlarınızı canlandırmış olursununuz.

Kırıkların Önlenmesi
• Saçlar ıslakken daha narin ve hassas olduğu için taramayın.
• Geniş dişli tarak kullanın.
• Üstten saç uçlarına doğru yumuşak kıllı tarakla tarayın.
• Kurutma makinelerinin ve ütünün şiddetli sıcaklığı da kırıklara neden olan etkenlerdendir.
• İpek ve saten yastık kullanın.Çünkü bu yastıklar saç düğümlenmesini ve kırılmasını azaltır.
• Saçınızı açtıracak veya boyatacaksanız dikkatli olmalısınız çünkü her türlü kimyasal maddeler saçınızı güçsüzleştirir ve kırılmaya eğilim yaratır.
• Perma ve boyama gibi kimyasal uygulamalar arasından en az iki hafta geçmelidir.Diğer türlü saçlarınız çok yıpranabilir.

Saç stilistleri, saç besleyicisini uygulamanızı ve plastik bir şapkayla saçınızı sarmanızı (nemli ve sıcak havlu da olabilir) ve on dakika bekletmenizi daha sonra da buzlu ve limonlu suyla yıkamanızı öneriyorlar. Ayrıca her altı veya sekiz ayda bir saçların uçlarından alınmasını öneriyor ve ekliyorlar. Saçlarınızın uzamasını istiyorsanız kırıklarınızı aldırmalısınız.
.

« Önceki ::