Avrupa Yatırım Bankası Hakkında Avrupa Yatırım Bankası 1958 yılında Roma Antlaşması hükümlerine göre kurulmuştur. Merkezi Lüksemburg’da bulunmaktadır. Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Birliği’nin finansman kuruluşu olup, kamu ve özel sektör kuruluşlarına uzun vadeli finansman sağlamak suretiyle Birliğin politik hedeflerinin hayata geçirilmesine yardımcı olmaktadır. Avrupa Yatırım Bankası, kâr amacı gütmeyen bir kurum olup, özellikle kalıcı projelerin finansmanını sağlamaktadır. Banka, Avrupa Birliği’ne üye devletlere ait olup, kurulduğu 1958 yılından bu yana Birliğe üye ve partner ülkelerdeki projelerin desteklenmesi için 540 Milyar Euro’dan fazla finansman sağlamıştır. Avrupa Yatırım Bankası 1960 yılından itibaren Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmektedir. 90’lı yıllardan önce hatta 2000’li yıllara kadar istenilen destekler sağlanamamıştır. Ama başvurular son yıllarda büyük bir artış göstermiştir. Bankanın, AB üyesi olmaya hazırlanan bu ülkeye sağlamış olduğu finansman miktarı 2001–2005 seneleri arasında 3,1 Milyar Euro’ya ulaşmıştır. AYB (EIB) fonlarından faydalanan kamu ve özel sektör mensupları, yabancı yatırımcıların yanı sıra, merkezi ve yerel yönetimler, yerel bankalar ve sanayi kuruluşlarıdır. Ancak bu krediler hakkında büyük bilgi eksikliği söz konusudur. İnsanlar krediye nerden ve nasıl başvuruda bulunacağını bilmiyor. Bu konuda destek alacağı kurumları yine aynı şekilde bilmiyor. Avrupa Yatırım Bankası, Türkiye’nin Birliğe üye olma sürecindeki gelişimini desteklemek amacıyla faaliyetlerini öncelikli olarak bazı alanlarda yoğunlaştırmaktadır. — En önemli öncelikler arasında İş sektörü yer almaktadır. Bankanın sunmuş olduğu finansal enstrümanlar yelpazesinin genişletilmesi ve yerel para birimi bazında kredi sağlanması suretiyle yabancı kökenli şirketlerin yanı sıra özellikle de ulusal özel sektörün teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. — AYB-EIB, kredi desteğini Belediyelere, şehir içi taşımacılık sektörüne, katı atık ve ısıtma hizmetleri ile su tedarik işletmelerine genişletmek suretiyle altyapı sektörünü teşvik etmeye devam etmektedir.
Ülkemizde son 30 yıldır duyulan ekonomik terimlerden en bilineni, elbette ki enflasyondur. Bunun nedeni, enflasyonun mal ve hizmetlerin fiyatlarını arttırması ve bu durumun doğrudan topluma yansımasıdır. Bu yansıma yıllardır geniş halk katmanları tarafından benimsenen "hayat pahalılığı, bol sıfırlı banknotlar, paranın pul olması, faiz ve rant ekonomisi vs."gibi kavramları yaratmıştır. Bu yüzden enflasyonun, toplumumuzdaki neredeyse her bireyin bildiği ve üzerinde fikir yürüttüğü tek makroekonomik kavramımız olması çok doğaldır. Bu yüzdendir ki, enflasyonla olan uzun birlikteliğimiz, halkımızın olaylara çocuksu bakışı nedeniyle onu "enflasyon canavarı"simgesine dönüştürmekte ve bu şekilde somutlaştırmakta da gecikmemiştir. Ülkemizde geçmişte yaşanan enflasyon sürecini ekonomik terim olarak belirtirsek, enflasyonun kronikleşmesi ve bunun ileri bir süreci olan stagflasyon (ekonomik durgunluk içinde enflasyon )olarak adlandırabiliriz.O zaman enflasyon kavramını, nedenlerini ve sonuçlarını kısaca inceleyelim, bu şekilde hem bu kavramı daha iyi anlayıp hem de sonuçlarını daha iyi görebiliriz.Enflasyon, ekonomik kimi gelişmeler nedeniyle fiyat endeksinin sürekli yükselmesidir. Fiyat endeksi diyince aklımıza ilk gelen tabi ki, uzun yıllardır aşina olduğumuz TEFE (Toptan eşya fiyatları endeksi) ve TÜFE (Tüketici fiyat endeksi) rakamlarıdır. TEFE ve TÜFE´ nin açılımında da görüldüğü gibi, biri üretilmiş ve toptancıya sunulmuş eşya fiyatlarında oluşan değişimleri, diğeri ise en son aşama olan tüketiciye ulaşan mal ve hizmetlerle, temel gereksinmelerindeki (Gıda gibi) değişimleri gösterir. Bir de "çekirdek enflasyon" denilen bir başka endeks vardır, burada da özel imalat sanayi de oluşan üretim maliyetlerinin fiyat olarak değişimi söz konusudur
Varlık dağılımı
Farklılaştırma
Risk toleransını belirleme
Araştırma
Vergiler
Ortalama maliyet
Fiyat düşüşlerine karşı soğukkanlılık
Varlık Dağılımı
Varlık dağılımı, yatırım bütçenizin ne kadarlık dilimini hangi yatırım aracına ayıracağınızı belirlemektir. Kendi yatırım portföyünüzü oluşturmanın ilk aşamasıdır. Varlık dağılımı yaptığınızda aşağıdaki gibi bir portföye sahip olursunuz:
Şekilden de anlaşılacağı üzere varlık dağılımı hangi alanlara yatırım yapacağınızı belirler. Sizin borsaya yatırım yapıp yapmayacağınızı varlık dağılımı belirler ama hangi hisse senedine yatırım yapacağınız varlık dağılımının konusu değildir. Bunun bir başka özelliği de varlık dağılımının piyasanın değişen koşullarına rahatlıkla ayak uydurabilmesidir. Portföyünüzdeki hisse senetleri düştü ve döviz yükseldiyse, döviz portföyünüzü azaltıp hisse senedi portföyünüzü azaltabilirsiniz. Bu durumda hem döviz yatırımlarınızdan elde ettiğiniz kârınızı realize etmiş olursunuz, hem de hisse senedi portföyünüzün maliyetini düşürmüş olursunuz. Dolayısıyla varlık dağılımı son derece esnek bir kurgudur ve zamanla değişkenlik gösteririr. Aşağıda döviz ağırlığı azaltılıp hisse senedine kaydırılmış varlık dağılımı tablosunu görüyorsunuz.
Varlık dağılımına gayri menkul, altın gibi diğer yatırım araçlarını da ekleyebilir ya da yukarıdaki örnekte var olan yatırım araçlarından bir ya da birkaç tanesini çıkarabilirsiniz. Bunu yapmaktaki temel amaç, riskinizi azaltabilmektir.
Farklılaştırma
Farklılaştırma, varlık dağılımı ile karıştırılabilen ancak tamamen farklı bir kavramdır. Yumurtaları farklı sepete koymak varlık dağılımıdır, sepete hangi yumurtaların koyulacağına karar vermek ise farklılaştırmadır. Varlık dağılımındaki hisse senedi kategorisinde, hangi hisse senetlerine yatırım yapacağınıza karar vermek ve farklı hisse senetlerine sahip olmak farklılaştırmadır. Gayri menkul sektöründe hem bir arsaya hem de bir konuta yatırım yapmak farklılaştırmadır.
10.000 lira paranız olduğunu düşünelim ve yatırım yapmak istiyorsunuz. Eğer bu para ile repo yaparsanız yıllık net %10 getiri ile beş yılda 16.105 lira değere ulaşır. Aynı parayı farklı yatırım araçlarında değerlendirdiğinizi düşünelim:
2.500 lirası ile kumar oynayıp, şans oyunlarına yatırdığınız bütün paranızı kaybettiğinizi düşünelim.
2.500 lirası ile yıllık %15 getirisi olan hazine bonosu aldığınızı varsayalım. Paranızın beş yılın sonundaki değeri 5.028 lira olacaktır.
2.500 lirası yıllık %10 getiri ile yine repoda kalsın. Bu durumda beş yılın sonundaki değeri 4.026 lira olacaktır.
2.500 lirası ile yıllık %30 getiri sağlayan bir hisse senedine yatırım yaptığınızı düşünelim. 5 yılın sonunda paranızın değeri 9.282 liraya ulaşacaktır.
Şimdi bu rakamları hep birlikte değerlendirelim.
Farklılaştırma Olmadan
Farklılaştırma İle
Repo
16.105
4.026
Kumar
-
0
Hisse Senedi
-
9.282
Hazine Bonosu
-
5.028
Toplam
16.105
18.336
Tabloda da görüldüğü gibi farklılaştırma sayesinde 2.500 lirasını kaybettiğiniz bir yatırım bile nihai olarak daha yüksek bir değere ulaşabiliyor. Aynı zamanda bunu yaparken riskinizi de azaltmış oluyorsunuz. Böylece farklılaştırmanın gücünü kendi adınıza kullanma şansına sahip oluyorsunuz. Eğer bahis oyunlarıyla da ilgilenmiyorsanız kazanç potansiyelinin size tabloda gösterdiğim rakamlardan çok daha yüksek olacağını unutmayın.
Risk Toleransını Belirleme
Bugüne kadar birçok insanın kişisel finansı ile ilgili sorusuna cevap verdim. Sorunları olanların sorunlarını çözebilmek için elimden geleni yaptım. Ancak bazı sorular vardır ki bunun cevabını ne ben ne de bir başkası veremez. Bu sorulardan birkaç örneği sizinle paylaşayım:
100 lira param var, bunu nasıl üçe, beşe katlayabilirim?
Elimdeki 1000 lira ile nasıl zengin olabilirim?
Kişisel finans ve para yönetimi anlatıyorsunuz, bana söyler misiniz ben paramı nasıl yöneteyim?
Bu sorular daha uzayıp gidiyor. Bu sorular öyle sorular ki, soruyu soran kişi sizden bir cümleyle cevabını duymak istiyor, bu da yetmezmiş gibi duyduğu cevap mümkünse hiçbir şey yapmasına gerek kalmadan onu zengin etsin istiyor. Ben de gerçekten tek cümlelik bir cevap veriyorum. “Eğer sorunuzun cevabını biliyor olsaydım, parasal zekâ seminerlerini sunmaz, gidip bire on kazandıran yatırımları yapıyor olurdum”. İşin ilginç yanı, eğer yatırım yapmanın sihirli bir formülü olsaydı zaten yatırım yönetimi üzerine bu kadar çok yazılıp çizilmesine ya da üniversitelerde bunun bir bilim dalı olmasına gerek kalmazdı. İnsanları zengin ya da fakir eden faktörlerden biri de paraya karşı takındıkları tavırdır. Eğer siz bugün çalışıp yarın zengin olmayı umuyorsanız ya da bugün yatırım yapıp yarın ikiye üçe katlamasını umuyorsanız, şansınızı kaybetmişsiniz demektir. Yukarıda örneğini verdiğim soruların tek günlük olmasa da orta ve uzun vadeli düşünen insanlar için cevapları var, ama bu cevaplar kişiden kişiye değişiyor. Bunun için verdiğimiz bir finansal danışmanlık hizmeti var ve bu hizmetin sonunda hizmeti alan kişiye finansal bir rapor sunuyoruz. Çünkü herkesin sahip olduğu risk toleransı farklıdır. Her yatırımcı üç risk grubundan birine girer. Düşük, orta ve yüksek. Risk grubunuzu da yaşınız, medeni durumunuz, çocuk sayınız gibi birçok faktör etkiler. Takdir edersiniz ki bir insanın risk grubu hakkında gözünün içine bakarak fikir sahibi olamazsınız.
Düşük risk kategorisindeki birisinin portföyünün değer kaybetmesine tahammülü yoktur. Bu gruptaki yatırımcılar genellikle tahvil, bono gibi uzun vadeli ve fiyatlarında dalgalanmanın fazla olmadığı yatırımları tercih ederler. Kaybetme riskini düşürebildikleri kadar düşürürler ancak bu aynı zamanda kazanç potansiyelinin de düşmesi anlamına gelir. Düşük risk grubundaki bir yatırımcı için kazanmak ya da kaybetmekten daha önemli olan, yatırımının değerini korumasıdır. Orta risk grubundaki bir yatırımcı ise risklere biraz daha açıktır. Ancak fiyat dalgalanmalarına ve risklere açık olmak orta risk grubundaki bir yatırımcı için bile çok zordur. Dolayısıyla sadece düşük seviyedeki dalgalanmalara tahammül edebilirler. Yüksek risk grubundaki bir yatırımcı için ise fiyat dalgalanmalarında yaşanan hızlı değişimler çok önemli değildir. Onun hedefi yüksek kazanç elde etmektir ve bunun için de yüksek kayıp riskini göze alması gerektiğini bilir.
Araştırma
Varlık dağılımını yaptınız, portföyünüzü farklılaştırdınız ve risk derecenize göre size uygun olan yatırım araçlarını seçtiniz. Bundan sonra sırada hangi yatırım aracına paranızı yatıracağınıza geliyor. B tipi fon almaya karar vermiş olabilirsiniz ama onlarca B tipi fon var. Onlarca hisse senedi, onlarca tahvil ve bono. Hangisini ne şekilde seçeceksiniz? Parasal zekânın ilkelerinden bahsederken bilginin güç olduğunu söylemiştim. Burada riskinizi düşürüp kazancınızı yükseltmek için araştırma yapmanız gerekiyor. Peki araştırmayı nasıl yapacaksınız? Bir bankacıyla konuşursanız yatırım fonlarının cazibesinden, emlakçıyla konuşursanız gayri menkulün getirisinin ne kadar yüksek olduğundan, broker ile konuşursanız da borsada müthiş bir potansiyel olduğundan bahsetmesi kuvvetle muhtemeldir ve hepsi de doğru olabilir. Çünkü onlar yatırım araçlarının geçmişteki performansına bakarak size son bir ya da birkaç yıl içinde ne kadar iyi bir getiri sağladığından dem vurabilirler. Ancak kendinize en uygun aracı finansal durumunuza ve risk toleransınıza göre seçebilirsiniz ve bunu en iyi siz yapabilirsiniz. Bu konuda biraz kafanızı yormanızı, internetten, gazete ve dergilerden araştırma yapıp piyasayı detaylı olmasa da takip etmenizi tavsiye ederim. Bunun için günlerinizi vermenize kesinlikle gerek yok, ama ayda birkaç saatinizi bu işe tahsis ederseniz kazanan siz olursunuz.
Vergiler
Vergilerden ve onların yatırım kararlarımızı nasıl etkilediğinden ilk bölümde bahsettim. Yatırım yaparken elde ettiğiniz kazancın ne kadarını vergi olarak ödeyeceğinizi bilmek çok önemlidir. Getiri potansiyeli olarak çok cazip görünen bir yatırım, vergileri yüksekse vasat bir performansa sahip olabilir. Vergiler konusunda altın kural, vergi oranı ne olursa olsun yaptığınız yatırımın sonunda elde ettiğiniz kazancın yüksek olmasıdır. Diğer bir ifadeyle %90 kazandırıp %70’i vergi olarak ödenen bir yatırım, %10 kazandıran ama vergisi olmayan bir yatırımdan daha caziptir.
Ortalama Maliyet
Ortalama maliyet, paranızın hepsini bir kerede yatırıma yönlendirmeyip, belli dönemlerde yatırım yapmayı ve böylece yatırımı uzun vadeye yayarak riski azaltmayı amaçlar. Daha çok borsada hisse senedi yatırımı yaparken kullanılır. Ortalama maliyet prensibini kullanarak paranızı tamamını bir kerede yatırıma yönlendirmektense sabırlı bir şekilde yatırım yapmanız durumunda fiyat dalgalanmalarından en az seviyede etkilenmiş olursunuz. Diyelim 300 liranız var ve bir hisse senedine yatırım yapacaksınız. Her ay 100 lira yatırım yaptığınızı düşünelim.
Ay
Yatırım Miktarı
Hisse Fiyatı
Hisse Adedi
Ortalama Maliyet
1
100
10
10
2
100
5
20
3
100
2
50
Toplam
300
80
3,75
Yukarıdaki durumda bir hisse senedine paranızın tamamını yatırmak yerine her ay 100 lira yatırım yaptığınızı varsayıyorum. Bu durumda ilk ay 10 liraya aldığınız hisse senedini ikinci ay değeri 5 liraya düşerse o fiyata üçüncü ay ise değerinin 2 liraya düştüğünü varsayarak satın alabilirsiniz. Bu durumda toplam 300 lira yatırımla 80 adet hisse senedi almış olursunuz ve yatırımınızı uzun vadeye yaydığınız için hem riskinizi düşürmüş hem de maliyetinizi 3,75 liraya çekmiş olursunuz. Hisse senedi fiyatları dalgalanır, dolayısıyla fiyatın yönü tekrar yukarıya döndüğünde 4 liraya bile yükseldiğinde satsanız kâr elde etmiş olursunuz. Ortalama maliyetin fiyat odaklı yaklaşımını sizlerle paylaştım. Bunun dışında iki tane daha ortalama maliyet yöntemi var. Bunlardan biri riski sevmeyenler için. Buna göre elde ettiğiniz gelirin bir kısmını yatırım fonu, hazine bonosu gibi riski düşük olan ve sabit getirisi olan enstrümanlara yatırabilirsiniz. Elde ettiğiniz getiri ile de ortalama maliyet tekniğini kullanarak hisse senedi daha yüksek riskli araçlara yatırım yapabilirsiniz. Burada dikkat ederseniz anaparanıza dokunmuyorsunuz, o sabit kalıyor ve her ay da yükseliyor, sadece anaparanızın getirisini riske ediyorsunuz. İkinci bir yöntem ise her ay belli bir miktarda para ile yatırım yapmak yerine belli bir miktarda adet ile yatırım yapmaktır. Buna göre de her ay düzenli olarak bir hisse senedinden 10 adet alabilirsiniz. Hisse senedinin adet fiyatı 5 lira ise 10 tanenin toplam maliyeti 50 lira olacaktır. Fiyat bir dahaki ay 6 liraya yükselirse maliyetiniz 60 liraya yükselir, sonraki ay 4 liraya düşerse toplam maliyetiniz de 40 liraya düşmüş olur. Bu taktiği kullanmak biraz daha esnek bir bütçeye sahip olmayı gerektirir ve daha zordur, ama getiri potansiyeli daha yüksektir.
Ortalama maliyet prensibini kullanırken iki sorunla karşılaşabilirsiniz. Bunlardan birincisi, yatırım yaptığınız aracın fiyatı düşerken onu satın almaya devam etmek istemezsiniz. Hiçbirimiz fiyatı düşmekte olan bir yatırım aracını almaktan hoşlanmayız. Bu insan psikolojisine de yatırım psikolojisine de ters bir durum gibi görünebilir. Bu sorunun çözümü düşen fiyatı umursamadan yatırım yapmaya devam etmektir. Göreceksiniz ki düşüş önce duracak, sonra da yükselişe geçecektir. Karşılaşabileceğiniz ikinci sorun ise düzenli olarak yatırım yapmaya devam etmemektir. Ortalama maliyet tekniğini kullanabilmenin en önemli şartı yatırımınızı dönemlere yaymak ve bunu devam ettirmektir. Eğer yatırım yapmaya devam etmezseniz bu prensip sizin aleyhinize çalışıp para kaybetmenize neden olabilir. Yatırımınızı devam ettirebilmek için ise fiyat değişimi yüksek olan, hızlı iniş ve çıkışları olan hisse senetlerini seçebilirsiniz. Bir hisse senedinin fiyat değişiminin yüksekliği beta değerinin yüksek olmasıyla ölçülür. Beta değeri ise hisse senedinizin fiyat değişiminin, genel olarak borsanın tamamındaki fiyat değişimine oranıyla ölçülür:
In een kort overzicht vind u hier de verschillende leenvormen. Voor de alle duidelijkheid staan hier de verschillen in het kort opgesomd.RekenvoorbeeldDe familie De Vries wil een lening aanvragen voor de verbouwing van de badkamer. Voor deze verbouwing willen ze € 5000,00 lenen. De familie De Vries wil zekerheid wat betreft de maandelijkse rente en wil tussentijds geen geld meer opnemen. Ze kiezen daarom voor een persoonlijke lening.Jan en Anita willen meer financiële bestedingsruimte. Tussentijds willen ze geld kunnen opnemen. Wanneer er meer geld beschikbaar is, willen ze ook de mogelijkheid hebben om meer af te lossen. Ze kiezen voor een doorlopend krediet.Lening vormenDoorlopend kredietWat is een doorlopend krediet?Een doorlopend krediet is er om over langere periode meer bestedingsruimte te hebben. U mag steeds geld opnemen tot aan de kredietlimiet, maar u mag ook minder opnemen.Tussentijds mag er altijd zonder boete worden afgelost. Dit krediet is handig wanneer u nog niet exact weet hoeveel geld u nodig heeft of wanneer u het geld nodig heeft. U betaald elke maand een vast bedrag aan rente en aflossing.Voordelen:- Alleen rente betalen over het opgenomen bedrag- Tussentijds extra geld aflossen (boetevrij)- Meestal een eigen bankpasOversluiten van een doorlopend krediet:U heeft een lening of misschien wel meerdere leningen lopen. Het is dan vaak voordeliger om uw huidige krediet(en) over te sluiten. In plaats van verschillende afschriften, komt alles dan op één handig overzicht.Tussentijds een extra krediet afsluiten:Wanneer u geen achterstand hebt opgelopen met betalen en uw financiële situatie laat het toe, is het mogelijk om een nieuwe lening af te sluiten voordat de vorige is afgelopen. Een deel van het bedrag dat u leent, wordt dan gebruikt voor de aflossing van de vorige overeenkomst(en).Verhogen doorlopend kredietHet kan voorkomen dat naast uw doorlopend krediet nog behoefte is aan een extra financiële reserve. U kunt er dan voor kiezen om het bestaande krediet open te breken en vervolgens uw krediet te verhogen.Persoonlijke leningWat is een persoonlijke leningBij de persoonlijke lening krijgt u in één keer de beschikking over het geleende bedrag. Wanneer u een persoonlijke lening afsluit, weet u precies wanneer de lening eindigt. U spreekt namelijk van tevoren een looptijd af. Zo spreekt u bij een persoonlijk krediet eenmalig een leenbedrag en een looptijd af. U krijgt dit bedrag in één keer op uw rekening gestort. Vervolgens betaald u maandelijks een vast bedrag aan rente en aflossing. In tijden van rentestijgingen biedt een persoonlijk krediet u zekerheid, want uw rente blijft ongewijzigd! Zo weet u precies waar u aan toe bent.Bent u van plan een nieuwe auto of caravan te kopen? Of wordt het tijd voor nieuwe meubels? Wellicht heeft u hiervoor gespaard, maar is het genoeg? Wanneer u extra geld nodig heeft, maar graag overzicht houdt in uw financiën, is een persoonlijke lening voor u een oplossing!Voordelen:- Uitbetaling direct ineens- Vast rentepercentage- Vast maandbedrag- Vaste looptijdVaste renteWanneer de rente stijgt is een persoonlijke lening ideaal. Mocht de rente stijgen, dan heeft dit geen enkele invloed op de persoonlijke lening. Deze rente blijft ongewijzigd.Stel u koopt een auto. Bij een persoonlijke lening spreekt u van tevoren af wat de looptijd van de lening is. U kunt deze lening bijvoorbeeld afstemmen op de levensduur van uw auto. Hierdoor voorkomt u dat de auto al is afgeschreven, maar u nog steeds moet betalen aan uw persoonlijke lening.SpaarkredietEen spaarkrediet is een doorlopend krediet, gekoppeld aan een kapitaalverzekering.Doorgaans betaald u voor een doorlopend krediet maandelijks een bedrag aan rente en aflossing. Bij een spaarkrediet betaald u echter alleen rente, die wordt berekend over het bedrag dat u heeft opgenomen. Gedurende de gehele looptijd kunt u tot uw kredietlimiet bedragen blijven opnemen.Daarnaast betaald u een maandelijkse premie voor een kapitaalverzekering.Met deze verzekering kunt u een kapitaal opbouwen om de lening af te lossen.Dit gebeurt met een kapitaalverzekering bij een gerenommeerde verzekeringsmaatschappij. De uitkering is gelijk aan de eindwaarde van de participaties en dus afhankelijk van de koersontwikkeling.RentekredietEen rentekrediet is een leenvorm voor particulieren die veel lijkt op een doorlopend krediet. Het grootste verschil is dat men bij een rentekrediet niet verplicht wordt om maandelijks af te lossen. Daardoor is het rentekrediet de leenvorm met de laagste maandlast. Deze leenvorm wordt ook vaak gebruikt om geld achter de hand te hebben, zoals bij een verbouwing of restauratie van bijvoorbeeld een oldtimer of ander duur verzamelobject. De looptijd van een rentekrediet is in principe oneindig. U lost immers niets af en betaald alleen rente. Ingezetenen van Nederland van 18 tot 65 jaar met een vast inkomen, wat niet mag bestaan uit een uitkering van de sociale dienst of de WW, kunnen in aanmerking komen voor een rentekrediet.
alintidir.
Krediet Direct is de Online Supermarkt voor krediet en wij zijn van mening dat u zonder bezoek thuis uw krediet kunt samenstellen.
Het is een nieuw concept op het gebied van krediet via internet in Nederland. U kiest afhankelijk van uw aankoop de gewenste lening en vervolgens kiest u voor een Persoonlijke Lening of een Doorlopend Krediet (behalve in de rubriek minder dan € 3.000).
U kunt vrijblijvend de verschillende verzekeringen (met maandelijkse premie) die bij u passen, afsluiten.
U krijgt zonder uw persoonlijke gegevens in te vullen een offerte die u zelf kunt printen.Als u met de offerte akkoord gaat, vult u het aanvraagformulier in.
Na enkele minuten, krijgt u een antwoord online. Als uw aanvraag goedgekeurd is, kunt u zelf uw contract uitprinten.
Het Krediet Direct Idee
De online supermarkt voor krediet
Flexibele financieringen aangepast aan uw besteding.
Online gratis offerte in 10 seconden zonder uw gegevens in te vullen.
U doet zelf uw aanvraag thuis, u print zelf uw contract.
U krijgt geen bezoek thuis.
100% Nederlandse maatschappij binnen één van de grootste Europese spelers (Crédit Agricole Group).
« Önceki ::
