
Geç tanıdım seni ama çok sevdim
Unutmak üzereydim bir çok temel kıymetimi
Ve kaybetmek üzereydim bir çok değerimi
Sanki vazgeçmek zorundaydım
O en güzel yıllarımdan
Ve silmek zorundaydım hafızamdan
O'na dair herşeyi
Evet unutmak zorundaydım
Yasak bir aşktan başka birşey değildi sanki
Olmaması gereken bir sevda...
Evet evet unutmak zorundaydım
Sessizce ve kimse duymadan silmeliydim beynimden
Peki nasıl yapacaktım bunu
Tamam yüzünü unuttum peki gözlerini
Bana bakışını nasıl unutacaktım
Hayır ya... yapamazdım
Nasıl silebilirdim aklımki gülüşünü
Unutmak...
Bırak onu hissetmeyi aklıma bile gelmemesi öylemi
Güldürmeyin beni yapmayın bunu bana
Bırakın beni ben onu yaşatırım yüreğimin bir kenarında
Geç tanıdım çok sevdim ama erken kaybettim...

· Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar
yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten
ağlıyorsa ağlatan
onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak
ki ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz
nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır
kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne
kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce
birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu
ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz
ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama
niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar
ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler
yaralarındaki!
Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa
ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da
yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda
öğrenirler kendilerine sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her
damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları
aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o
zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan...
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar
ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden
kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları
hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları
adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın
olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da
kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda
kendilerine sarılırlar çünkü!
''yürek ağlar gözden önce''
AZİZ NESİN
Sevmek,beğenmektir. Sevmek, özlemektir.
Görmek istemektir sevmek... Ve sevmek, görmeden duramamaktır.
Sevmek, ısrar etmektir. Sevmek, vazgeçmemektir.
Pes etmemektir sevmek...Sevmek, merak etmektir.
Sevmek, sevdiğine "Sevgilim" diyebilmektir.
Dokunmak istemektir sevmek.
Sevdiğine yakın olmak istemektir.
Soluduğu havayı solumaktır.
Sevdiğinin haliyle hallenmektir.
Ve sevmek, sevdiğini yaşamaktır.
Sevmek, hissetmektir. Sevmek, üşümektir.
Titremektir sevmek, Sevgiliyi düşünerek...
Sevmek, temmuz güneşinde suyu, sıcak çöllerde gölgeyi özlemektir.
Sevmek, ateşe düşmektir. Kor olmaktır sevmek, yanmaktır.
Sevmek, ölmektir bazen, Sevgilisizliği düşünerek...
Sevgilinin ölümsüzlüğünü düşünmektir.
Sevmek, yok olmaktır Sevgilide...
Sevgilinin yüreğinde olmaktır. Yüreğin de taşımaktır Sevgiliyi...
Ve sevmek, belki bazen sevilmektir.
Sevmek, istemektir, hiçbirsek beklememektir.
Hesaplamamaktır sevmek...
Sevmek, inanmaktır. Sevmek yaşamaktır.
Sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok duyumsamaktır.
Sevmek, sevdiği olmaktır.
Sevdiği ile sevdiğini paylaşmaktır.
Sevdiği ile kalbini bölüşmektir sevmek.
Sevgide son yoktur. Biten sevgi yoktur.
Bitmiş gibi görünen sevgi vardır.
Vazgeçiş de yoktur sevgide.
Yaşadıkça yaşatılır sevilen.
Vazgeçmiş gibi görünmek vardır bu yüzden.
Vazgeçmek değil...
Sevmekte istemek yoktur.
Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler.
Bir şey varsa istediğin bu senin için değil sevdiğin içindir.
Hatta ondan onun adına istersin.
onu daha sonsuz sevebilmek için istersin.
İstersin ama bir gün gelir bu isteklerde son bulur.
Kendinden istersin artık.
Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden.
Sonsuz kılmak istersin onu...
Sonsuzluğa götürmek, onunla sonsuzluğa varmak istersin.
Bu yolda sevgili olur mu olmaz mi.
Sevgili bunu belirler sadece.
Sevmek, sevgiliden sevgiliyi istemeyi öğrenmektir.
Sevmek, sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir.
Sevmek, sevmek istemektir.
Sevmek, beklememektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o...
Öyle ki, tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider.
Ne ondan anlaşılmayı beklersin, ne onu anlamayı...
Ne onun gelmesini beklersin, ne onun Leyla, olmasını...
Beklediğin bir şey yoktur.
Sevmeyi, daha çok sevmeyi becermenin dışında...
Sevmek, gücenmemektir.
Sevmek, sevgilinin hiçbir sözüne üzülmememeydi öğrenmek demektir.
Sevgilinin ölüm hançerine bile "hayır" dememektir sevmek.
Sevgiliden gelen her hareketi, her sözü kabullenmektir.
İhanetlere, hainliklere bile üzülmemektir.
Sevgiliden gelen ölüm emrine, "ölürüm" diyebilmektir.
Sevmek, ÖLMEKTIR.
Sevmek, ölmeyi bilmektir.
Sevgili için yaşamaktır.
onun eli, gözü, kalbi olmaktır.
Ama artık onun bir şeyi olunmadığı zaman ölmesini bilmektir.
Sevmek, vermektir.
Almamaya yemin ederek vermektir Ama almalar kurtaracaksa sevgiliyi,
almasını da bilmektir SEVMEK.
Sevmek, tükenmektir.
Sevmekten ölürken tekrar var olmaktır o sevgiden.
Sevmek, sevgili olmaktır.
Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır.
Onu yasama döndürecek bir damla su olmaktır.
Sevmek sevgilinin limanı olmaktır.
Sevdiğinin cani olmaktır.
Ölümü istediğinde verebilsin diye ölmeden...
Sevmek, güvenmektir. Sevmek, onaylamaktır.
Sevmek , sevgiliyi bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır.
Sevmek çok ötelerde olsa bile yakın olmaktır. Sevgiliye...
Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir.
Sevmek, her şeyi göze almaktır.
Sevgilinin olduğu cehenneme yürüyüp olmadığı cennete girmemektir sevmek.
Sevmek, bir olmaktır.
Sevmek, sevmeyi hak etmektir.
Sevmek, sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır.
Sevgilisiz geçen gecelerde sevgiliyi yaşamaktır.
ASK, BIR SEVMEKTIR. BIR KERE SEVMEKTIR.
VE SEVMEK,
BUNLARI GÖRMEDEN BILE HISSEDEBILMEKTIR.
Her gidişine hayranla yüklüyorum yapma allah aşkına ya hep kal beninle söz etme gidişlerden ya da silinsin
isminde cisminde oynama benimle dengemi bozuyorsun aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda böyle
değildin sen ne oldu sana bittiyse heyecanın bileyim bende seni çok seviyorum diye başlayan ve ama ille
devam eden cümlerleri duymaktan bıktım seviyorsan seviyorsundur aması olmaz bu işin üstelik bir cümlede
ama varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur artık.
Seni çok seviyorum ama birlikte olmamız imkansız ya ya imkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir
bahanelerin arkasına sığınma insanların hayatına sorgusuz sualsiz girip darma dağın eden sonrada hiçbir şey
söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum böylemisin sende gerçekten gitmek mi istiyorsun yürekli ol
biraz hadi konuş söylemek istediğini söyle iki çift sözü haketmedi mi bu aşk yaşanılan bunca şeye hiç mi
saygın yok
Ah ben niye yanılıyorum hep niye tam işte bu dediklerim sömürüyor aşkımı biraz daha mı katı olmalıyım biraz
daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum bu devrin adamı değilim
oyun çeviremiyorum hesap yapamıyorum bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket
edemiyorum insanız biliyorum hepimizin zaafları var hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz iyi de hep beni
mi bulacak bunlar.
Hiç bir kaydeye yer vermeden hiç bir hesabı düşünmeden açsaydın eğer bana yüreğini işte o zaman
görürdüHer gidişine hayranla yüklüyorum yapma allah aşkına ya hep kal beninle söz etme gidişlerden ya da
silinsin isminde cisminde oynama benimle dengemi bozuyorsun aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda
böyle değildin sen ne oldu sana bittiyse heyecanın bileyim bende seni çok seviyorum diye başlayan ve ama ille
devam eden cümlerleri duymaktan bıktım seviyorsan seviyorsundur aması olmaz bu işin üstelik bir cümlede
ama varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur artık.
Seni çok seviyorum ama birlikte olmamız imkansız ya ya imkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir
bahanelerin arkasına sığınma insanların hayatına sorgusuz sualsiz girip darma dağın eden sonrada hiçbir şey
söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum böylemisin sende gerçekten gitmek mi istiyorsun yürekli ol
biraz hadi konuş söylemek istediğini söyle iki çift sözü haketmedi mi bu aşk yaşanılan bunca şeye hiç mi
saygın yok
Ah ben niye yanılıyorum hep niye tam işte bu dediklerim sömürüyor aşkımı biraz daha mı katı olmalıyım biraz
daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum bu devrin adamı değilim
oyun çeviremiyorum hesap yapamıyorum bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket
edemiyorum insanız biliyorum hepimizin zaafları var hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz iyi de hep beni
mi bulacak bunlar.
Hiç bir kaydeye yer vermeden hiç bir hesabı düşünmeden açsaydın eğer bana yüreğini işte o zaman
görürdüm bir aşkın nasıl efsanaye dönüşülebileceğini sen gözlerini kapıyorsun bir sen varsın başka hiç
kimseye bakmıyorsun her şey senin çevrende şekillenmeli her şey sana göre düzenlenmeli beceremiyorum
kusura bakma şimdi gidiyorum.
Aşk tam teslimiyet ister kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın bir yanım dışarıda kalsın
dediğin noktada aşkı boğarsın yok edersin o güzelim duyguyu bu yüzden hep cesurların işidir aşk
Kaçışları,yalanları,aptalca oyunları kabul etmez aşk saf duru insanları sever kafasında bin bir tilki dönenler
aşkı yaşayamaz isteseler de yaşayamaz arınmalısın en saf en duru halinle dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı
kısacası sevgilim sana göre değil bu iş senin yolun açık olsun hadi,hadi git şimdi git ki ben yaşayayım seni ben
seveyim seni yokluğun beni boğuyor ama olsun bunu bilmek bile bana huzur veriyor bırak,bırak aşk bende
kalsın...
.
Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.Hiç
dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Unutup,tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca
ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini
bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez ve merakla
ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni,nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti
diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz
biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım
yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur
gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine
işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle..
CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
.« Önceki ::